Reklam
Amed Gündemi
KÖŞE YAZARLARI
TÜMÜ

Eğitimde, Diyarbakır Karpuzu mu? Çin Bambusu mu?

Eğitimde, Diyarbakır Karpuzu mu? Çin Bambusu mu?
Reklam

Seçtiklerimiz…

Eğitimde, Diyarbakır Karpuzu mu? Çin Bambusu mu?

Dr. Halil Ersin AVCI

Eğitimde, Diyarbakır Karpuzu mu? Çin Bambusu mu? yetiştireceğiz işte bence bütün mesele bu. Yanlış anlamadınız insan yetiştirmekten bahsediyorum. Yıllardır eğitime, eğitim felsefesine, kişisel gelişime akıl yoran bir akademisyen olarak bunu düşünüyorum. İlk kez 1996’da Çin Bambusu üzerine okuduklarım ve TV’de gördüğüm “En Büyük Diyarbakır Karpuzu” yarışması haberi bende birçok çağrışıma sebep oldu. O yıldan itibaren etrafımdaki arkadaşlarıma sonraki yıllarda da verdiğim birçok konferansta da dinleyicilere anlatıp durdum. Öğretmek en iyi öğrenme metodudur derler. Anlattıkça fikirlerim iyice pekişti gelişti: Eğitimde, Diyarbakır Karpuzu mu? Çin Bambusu mu?

Şimdi lafı kepeğinden ayıralım ne demek istiyoruz konuya girelim. Eğitim sistemimizdeki belli başlı sorunlar ve onlara çözüm önerilerimiz bir başka yazının konusunu oluşturacak ancak şu kadar söyleyebiliriz ki, bizim eğitimdeki en büyük sorunumuz; lüzumu kadar sayıda ve nitelikte insan yetişmemesi veya yetiştirilememesidir. O zaman çözüm; Diyarbakır Karpuzu mu? Çin Bambusu mu? sorularının cevabında.

Eğitimde, Diyarbakır Karpuzu yetiştirmek

Diyarbakır Karpuzu hemen söyleyelim harika bir yiyecektir, karpuza, karpuzculara veya Diyarbakırlılara bir lafımız yoktur. Burada metaforik veya halk arasındaki deyimiyle “felsefe yapıyoruz”. Diyarbakır Karpuzu, ağırlığı 60 – 70 kilogramlara varan doğal ağırlığı ile meşhurdur. Hem Diyarbakır’ın şehir olarak dünyaca tanınmasında hem de bölgesel ekonomiye katkısı ile meşhurdur. Her yılda yetiştiriciler arasında en büyük Diyarbakır Karpuzu yarışması yapılır. En büyük ilk üçe türlü ödüller ve hediyeler verilir, yerli yabancı medyada bu etkinliğe genel olarak ilgi gösterir. Eğitimle ne ilgisi mi var? Konuya geliyoruz ancak önce Diyarbakır Karpuzu nasıl yetişir bir bakalım.

Diyarbakır Karpuzu öğrendiğim kadarıyla şöyle yetişiyor; bahar aylarının sonlarına doğru özellikle de Nisanın ikinci yarısından itibaren Dicle nehrinin çekilmesi ile birlikte suyun çekildiği kumlu, çakıllı gevşek ve rahat toprakta uzunluğu 150 cm ve derinliği 40 cm olan kuyular kazılır. İki kuyu arası 50 cm ve iki kuyu sıra arasının da 2 metre olmasına dikkat edilmelidir iyi ve büyük bir Diyarbakır Karpuzu rahat rahat yetişebilsin. Karpuzlar yetiştirildikten sonra da yukarıda da ifade ettiğimiz gibi nerdeyse yetişkin bir genç ağırlığına ulaşan en büyükleri seçilerek aralarında en büyük ilk üçü yetiştirene çeşitli ödüller verilir.

Şimdi hepimiz elimizi vicdanımıza koyarak çocuklarımız, gençlerimiz için istediğimiz eğitime bir bakalım. Öncelikle her ana baba çocuğunun en iyi eğitimi almasını, en başarılı olmasını, en iyi yerlere gelmesini arzu eder. Bunun için de hiçbir masraftan kaçınmaz. Yemez yedirir, giymez giydirir, yeter ki, evladı “okusun, büyük adam olsun”. Fakat diğer taraftan da tüm ebeveynler ister ki, evladı rahat etsin eli sıcak sudan soğuk suya değmesin. Ancak yıllarca okul, eğitim bir sürü masraf neticesinde birçok defalar ümitler başka bahara ertelenir, yılların emeği ile alınan diplomalar rafa kaldırılıp hayatın gerçekleri ile yüzleşilir.

Aslında burada anahtar kelime rahattır.  Diyarbakır Karpuzu ile benzerlik de buradadır. Rahat ortamlarda, iyi bakım, bol su, bol güneş ile öğrenci tabiriyle “hiç çalışmadan geçilen” derslerden “yata yata” tamamlanan okullardan mezun olan öğrencileri bekleyen ise sadece Diyarbakır Karpuzu gibi çıkarıldıkları sahnede ellerine verilen mezuniyet belgesi ve bir günlük mezuniyet töreni neşesidir. Karpuz kabuğu gibi mezuniyet şapkaları havaya atılır, karpuzun tören sonrası konuklara ikram edilmesi gibi bu şekilde yetişen genç de zaman, toplum ve hayat üçgeninde kaybolur, gencin, ailenin, yakın eş dostun hayalleri de kaybolur gider. Yenilip biten ve unutulup giden karpuz gibi. Bazen böyle yetişen gençlerin de iş bulduğu görülür o zaman da ebeveynlerinin şunları dediğini duyarsınız, “bizim oğlanın/kızın rahatı çok iyi hiç çalışmıyor, bütün gün oturuyor”.

Oysa eğitimin temelinde disiplin, düzenli çalışma, sabır gibi genelde insanın rahatını kaçıran kavramlar vardır. Devamlılık vardır, tekrar tekrar başlama, vazgeçmeme vardır. Eğitimin sonunda rahat vardır eğitim sırasında rahattan söz etmek doğru değildir. Rahatın olduğu yerde ise eğitimden söz etmek doğru olmaz. Peki, çözüm nedir?

Eğitimde Diyarbakır Karpuzu

Çin Bambusu          

  Çin bambusunun, küçük bir soğana benzeyen bir tohumu vardır. Çin bambusunu yetişebileceği uygun toprağa dikip ilk yıl sabırla sulayıp, gübreleyip beklersiniz. Toprakta hiçbir hareket göremezsiniz. İkinci yılda aynı şekilde geçer. İkinci yılın sonunda üçüncü yılın başında küçücük bir yaprak görürsünüz ama hepsi o kadar. Gelecek iki yılda da o küçücük yaprağa yeşeren umuda bakarak, Çin Bambusunu sulamaya, toprağın bakımını yapmaya, etrafı bürümeye çalışan yabani otları temizlemeye devam edersiniz. 5 yıl böyle geçer gider. Aslında bu geçen 5 yılda Çin Bambusu yer kök atmıştır. Öyle kökler atmıştır ki, 5 yıl sonunda o gördüğünüz küçük yaprağı artık yerinden sökemezsiniz.

5. yılın sonlarına doğru Çin Bambusu aniden büyümeye başlar adeta beş yıldır gerilen bir ok gibi yerden fırlar ve dört ila altı haftada evet yanlış okumuyorsunuz tam altı haftada aniden metrelerce uzar yaklaşık 27 metre ortalama bir boya ulaşır. Bazı türlerinde bu uzama bir buçuk yıla kadar zaman alabilir ancak netice bu kadar kısa zamanda bu kadar büyük bir gelişme gösterir.

Şimdi düşünün ve Çin Bambusunun gelişim sürecini olan 4 – 5 yılı bizim üniversiteden geriye doğru tüm eğitim – öğretim süreçlerine uyarlayın. Her 4 – 5 yıllık süreçte bizim öğrencilerimiz de kök atsalar, o süreçlerde aldıkları diplomaların için bir doldursalar sizce okulu bitirdiklerinde işsiz kalmaları mümkün olur mu? Gerçekten dil öğrenseler, gerçekten matematik, fizik, Türkçe öğrenseler, kitap okusalar, meslek öğrenseler sizce de işsiz kalmaları mümkün olur mu?

Eğitimde Çin Bambusu

Çin Bambusundan Alınacak Dersler

Birincisi, her şey öncelikle çocuğun veya gencin kendini tanıması kabiliyetlerini bilmesi ile başlar. Yoksa ben çok akıllıyım, zekiyim veya bizim oğlan, bizim kız çok zeki demekle bu iş olmaz. Önemli olan kullanışsız fazla zekâ değil önemli olan kullanılabilir ideal zekâdır. Yapılacak işi başarabilmektir. Sorumluluk alabilmektir. İnisiyatif alabilme, karar verme ve verdiği kararın iyi veya kötü sonuçlarına katlanma sıkışınca suçu başkasına atma, anne-babasını arama değildir. Çünkü hayatta insan her zaman verdiği kararları ile baş başa kalır. Kendini tanıma, kabiliyetlerini keşfetme her şeyin başıdır. Aynı Çin Bambusunda olduğu gibi onu yetişebileceği uygun toprağa dikmek esastır. Yoksa o da ağaç bu da ağaç deyip çam ormanına dikerseniz Çin Bambusu beş yıl değil beş yüz yıl sonra da yetişmez.

İkincisi, kendini tanıdıktan sonra kabiliyetlerine uygun bir eğitim – öğretim planıdır. Çin Bambusunda olduğu gibi nasıl doğru miktar su, gübre ile yıllarca kök atıp Çin Bambusu kendini sağlamlaştırıyorsa öğrenci de kabiliyetlerine uygun eğitim planı ile tüm hedeflerine doğru yavaş fakat emin adımlarla ilerleyebilir. Yine çevre de çok önemlidir. Çin Bambusunun etrafındaki otları temizlemek gerektiği gibi yetişen gencin arkadaş çevresi de çok önemlidir. Bir Çin değil ama Türk atasözü der ki, “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim”.

Üçüncüsü, hızlı gitmek değil hedefe gitmek önemlidir. Çin Bambusu, kendisi kadar insana da sabrı öğretir. Eğitimde de belirli işleri, ödevleri devamlı yaparak tekrar ederek ancak öğrenebilirsiniz. Yoksa bir okuyuşta, bakışta anladınız diye bırakırsanız Çin Bambusunu sulamayı, gübrelemeyi, çevresini temizlemeyi ihmal etmiş oluruz. Netice ortaya hiçbir şey çıkmaz.

Eğitimde Çin Bambusu

Dördüncüsü, Çin Bambusunun yetişme tarzı, eğitimin esaslı kazanımlarından birisinin insana hayatını idame ettirmeyi öğretmek olduğunu hatırlatır. Eğitim – öğretimin diplomanın onur gurur meselesi olmadığını ve maraton koşularını hızlı koşanların değil devamlı koşanların kazandığını fark ettirir. Önemli olan gencin uzun bir maraton olan hayata ne zaman hazır olursa o zaman başlaması ve tam donanımlı olmasıdır.

Beşincisi ise, her şeyin inanç, kararlılık, vazgeçmeme ve hepsinin toplamı olan ancak sabır ile kazanılabileceğini Çin Bambusu örneği düşündürür. Siz ne yaparsanız yapın vaktinden önce hayatta hiçbir şey olmaz vakti geldiğinde ise hiçbir şey onu durduramaz. Şans dediğimiz şey ise karşımıza çıkan fırsatlara her zaman hazırlıklı olmaktan ibarettir. Yoksa fırsat kaçar biz de yanlış anladığımız talihi suçlayanlar zümresine katılır gideriz.

Çin Bambusundan çıkarılacak çok ders var ben burada sadece beşini sıraladım gerisini de siz düşünün iyi haftalar dilerim.

Kaynak: trojanews.com

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ